İlk kelimelerini telaffuz etmeden önce bile, bebekler ana dillerinde zaten uzmandır. Kanıtı mı? Ağlamaları, anne karnında duydukları dilin izlerini taşır. Bu büyüleyici fenomen bize insan beyninin doğmadan çok önce dil için nasıl programlandığını ortaya koyuyor.
Bebekler anne karnında duyar
Gebeliğin 27. haftasından itibaren fetüs dış sesleri ve özellikle annesinin sesini algılar. En çok algıladığı şey, dilin melodisidir: sesin yükselip alçalması, cümlelerin ritmi, duraklamalar. Buna prozodi denir.
Bas sesler amniyon sıvısını daha iyi geçer, bu da anne sesinin neden en tanıdık ve en çok akılda kalan olduğunu açıklar. Ancak bebek dış sesleri, müziği ve günlük çevrenin seslerini de algılar.
Aksanlı ağlamalar
2009 yılında, bir grup Alman araştırmacı (Mampe ve ark., Current Biology) şaşırtıcı bir keşif yaptı: Fransız ve Alman yeni doğanlar aynı şekilde ağlamıyorlar. Fransız bebekler yükselen bir melodiyle ağlarken, Alman bebekler alçalan bir melodiyle ağlıyorlar; tıpkı kendi dillerinin doğal prozodisi gibi.
Bu bir tesadüf değil. Bebekler, anne karnında ezberledikleri melodik konturu doğumdan itibaren taklit ederler. Başka bir deyişle, dil öğrenimi ilk kelimeden, ilk gülümsemekten çok önce, anne karnında başlar.
ps: bu durumda, iki dilli ailelerin bebekleri hangi dilde ağlar diye merak ediyorum? İki dilli ağlamalar var mı?
Konuşmadan önce dilleri tanımak
Bebekler, yaşamlarının ilk günlerinden itibaren ana dillerini yabancı bir dilden ayırt ederler. Özellikle ritme duyarlıdırlar: Fransızca gibi hece ritimli diller, İngilizce gibi vurgulu diller veya Japonca gibi mora ritimli diller, beyinleri tarafından farklı algılanır.
6 ila 8 aylık civarında, dikkat çekici bir şey olur: bebekler "uzmanlaşmaya" başlarlar. Ana dillerinde bulunmayan sesleri ayırt etme yeteneklerini yavaş yavaş kaybederler. Örneğin, bir Japon bebek yakında İngilizcedeki "r" ile "l"yi ayırt edemeyecektir. Dünyanın seslerine tamamen açık olan bu pencere değerlidir ve kapanır.
İki dilli öğrenim için ne anlama geliyor?
İki dilli bir ortamda yetişen bebekler, iki dilin seslerini ayırt etme yeteneklerini daha uzun süre korurlar. Erken maruz kalma (doğum öncesi ve sonrası) gerçek bir şanstır, bilişsel bir aşırı yüklenme değildir.
Evde iki dil konuşmak, başka bir dilde tekerlemeler söylemek, kelimelerle ve seslerle oynamak: bunların hepsi, aynı anda birden fazla dil sistemini ağırlamaya doğal olarak hazır bir beyni besler.
Bu doğal potansiyeli beslemek
Eğer beyin anne karnından itibaren dillere programlanmışsa, çocuğunuzu iki dilli uyanışında desteklemek bir lüks değildir; sadece zaten almaya hazır olduğu şeye yanıt vermektir.
Daha fazla bilgi edinmek ve bu uyanışı günlük yaşamınıza entegre etmek için, pratik rehberimizi keşfedin: ilk aylardan itibaren, doğal ve neşeli bir şekilde evde dil öğrenimini teşvik etmek için somut aktiviteler.
0 yorum