Konuştuğunuz dile göre kendinizi farklı hissettiğiniz oldu mu hiç? İngilizce konuşurken daha resmi, İspanyolca konuşurken daha sıcakkanlı, Almanca konuşurken daha doğrudan? Bu sadece bir izlenim değil. Psikodilbilimden bahsediyoruz.
Dil düşünceyi ve davranışı şekillendirir
1960'lardan beri araştırmacılar büyüleyici bir fenomeni gözlemlemekteler: İki dilli veya çok dilli kişiler, kullandıkları dile göre hafifçe farklı davranışlar, tutumlar ve hatta değerler benimsemekteler.
Psikolog Michelle Koven tarafından Portekizce-Fransızca iki dilliler üzerinde yapılan klasik bir çalışma, katılımcıların kendilerini Portekizce konuşurken daha duygusal ve dışa dönük, Fransızca konuşurken ise daha çekingen ve rasyonel olarak tanımladıklarını gösterdi. Aynı kişi, iki farklı varoluş biçimi.
Neden mi? Kültürel çerçevelerin rolü
Her dil, kelime ve dilbilgisi sisteminden çok daha fazlasıdır. Bir kültürü, ilişkileri, zamanı, otoriteyi, duyguları kavrama biçimini yansıtır. Bir dil konuştuğunuzda, bilinçaltında onunla ilişkili kültürel çerçeveyi etkinleştirirsiniz.
Dilbilimcilerin çerçeve kayması olarak adlandırdığı şey budur. Sadece kelimeleri çevirmekle kalmazsınız, dünyayı görmenin başka bir yoluna geçiş yaparsınız.
Birkaç somut örnek:
- Japoncada, dil muhataba göre çok kesin bir sosyal hiyerarşi dayatır. Japonca konuşmak, aynı zamanda kodlanmış bir saygı duruşu benimsemektir.
- Türkçede, bir şeyi gördüğünü veya duyduğunu belirtmeye göre fiil çekimi değişir, bu da olayları aktarış şeklinizi etkiler.
- Fransızcada, tu / vous ayrımı, İngilizcenin tekil you ile ayırt etmediği bir sosyal ilişkiyi kodlar.
Peki ya iki dilli çocuklar?
İki dille büyüyen bir çocuk için bu fenomen daha da doğal ve zengindir. Çok erken yaşlarda iki kültürel evren arasında gezinmeyi, o anki dile göre tonunu, kaydını, jestlerini uyarlamayı öğrenir.
Bu bir kafa karışıklığı olmaktan çok, değerli bir sosyal beceridir. İki dilli çocuklar genellikle daha büyük bir bilişsel ve empatik esneklik geliştirirler: kendilerini başkasının yerine koymaya, kelimelerin herkes için aynı anlama gelmediğini anlamaya alışkındırlar.
İki dil, kendinizin iki versiyonu.
Bazı iki dilli yetişkinler, iki dillerini iki iç ev gibi tanımlarlar: birinde daha komiklerdir. Diğerinde daha ciddiler. Birinde kolayca "seni seviyorum" derler. Diğerinde kelimeler onlara çok büyük gelir.
Bu bir zenginliktir. Kendin olmanın birden fazla yoluna erişmek, hayatı deneyimlemek için daha geniş bir palete sahip olmaktır.
Ve çocuklarımıza, çok küçük yaşlardan itibaren, dil değiştirmenin kaybolmak değil, genişlemek olduğunu öğretsek nasıl olur?
Çocuğunuzun iki dilliliğini günlük yaşamda desteklemek
Çocuğunuzun evdeki dil becerilerini beslemek için somut araçlar arıyorsanız, iki dilli aileler için tasarlanmış çeşitli kaynaklar oluşturduk:
- MEMORA: Fransızca-İngilizce, Fransızca-Türkçe ve Fransızca-İspanyolca olarak mevcut olan iki dilli hafıza kartı oyunumuz. 3 yaşından itibaren iki dilde kelime öğrenmek ve tekrarlamak için eğlenceli bir araç.
- İki dilli 7 aile oyunu: Fransızca-İngilizce, Fransızca-Türkçe ve Fransızca-İspanyolca olarak yeniden tasarlanmış klasik, kelime dağarcığını doğal olarak güçlendirirken ailece oynamak için.
- Ailecek iki dillilik rehberi: Çocuğunuzda iki dilliliğin nasıl işlediğini ve günlük yaşamda ona en iyi şekilde nasıl eşlik edeceğinizi anlamak için pratik bir rehber.
0 yorum